‘Yüzde On’ kitabını öven tweetlere de ‘toplatma’ kararı

Zaman Gazetesi Başbakanlık Muhabiri Ahmet Dönmez’in ‘Yüzde On-Adil Düzenden Havuz Düzenine’ isimli kitabı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ını rahatsız etmeye devam ediyor. Saray sadece kitaba değil, kitabı öven twitlere bile tahammül edemiyor. Daha önce kitabın toplatılması, basımının engellenmesi ve yazarın bütün muhtemel adreslerine baskın düzenlenmesi için yargıya müracaat eden Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Binali Yıldırım, kitabı öven twitlere de savaş açtı. Onlardan biri, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Fatih Çavuş’un, 21 Şubat’ta Dönmez’e hitaben attığı, “Kitabınız listemde değildi ama toplatılacak deyince hemen aldım, okumaya başladım. Süper reklam oldu:)” şeklindeki twitti. Yıldırım’ın avukatları hemen harekete geçerek İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’ne dava açtı. Çavuş’un bu twitinin silinmesi isteniyordu. Mahkeme jet hızıyla karar verdi ve 24 Şubat’ta talebi onayladı. Fatih Çavuş, karardan önceki gün haberdar oldu. Twitter hukuk servisi, kendisine bir e-posta göndererek mahkeme kararını paylaştı. Bunun üzerine Fatih Çavuş, söz konusu twitini sildi. Fakat kararda adı geçen tek kişi kendisi değildi. İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür’le birlikte 9 ayrı twitter kullanıcısının daha tpaylaşımları için silme kararı çıkmıştı. Ayrıca
6 internet sitesinin de konuya ilişkin haberlerini kaldırması yönünde karar alınmıştı. Kararın altında imzası olan Sulh Ceza Hakimi ise, geçtiğimiz günlerde görevi bırakan İbrahim Lorasdağı. 6 Şubat’taki HSYK kararnamesi ile 8. Sulh Ceza Hakimliği’ne getirilen Lorasdağı, geçen hafta görevi iade etmişti. 1 ayda görevi bırakan Hakim’i rahatsız eden kararlardan birinin de bu olduğu belirtiliyor.
Binali Yıldırım, 15 Şubat 2015 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’na müracaat ederek kitabın toplatılması için Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapılmasını istedi. Bu talep, 21 Şubat tarihli Zaman Gazetesi’nde “Sen misin o kitabı yazan” başlığı ile haberleştirildi. Aynı gün sosyal medyada toplatma girişimine tepki yağdı. Çok sayıda twitter kullanıcısı, sırf Yıldırım’a tepki olarak kitabı alacağını ilan etti. Onlardan biri de Fatih Çavuş’tu. Fakat attığı twitte hiç adı geçmemesine rağmen mahkemenin silme kararının gerekçesi, “Binali Yıldırım’ın kişilik haklarına saldırı”ydı. Twitter hukuk servisinden kendisine gönderilen yazıda, “Kullanıcı hesabınızdan belirtilen içeriği gönüllü olarak kaldırabilir veya itiraz yoluna gidebilirsiniz” deniyordu. Çavuş, UYAP üzerinden sorgulama yapmak istedi ama sistem sorgulama yapmasına izin vermedi. Sebebi, ‘değişik iş kararı’, yani yargılama yapmaya gerek olmaksızın sadece evrak üzerinden alınan kararlardan olmasıydı. UYAP, “Ceza Mahkemesine ait, Değişik iş ve sorgu dosya evrakları gösterilmemektedir” uyarısı verdi. Bunun üzerine Çavuş itirazdan vazgeçerek doğrudan twiti silmeyi tercih etti.
Hamit Karan isimli twitter kullanıcısının da “Daha önce almıştım inadına yarın 1 adet daha alıp birine hediye edeceğim” şeklindeki paylaşımı için benzer bir karar çıktı. Eski Milli Futbolcu, Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür ise hiç yorum yapmadan sadece haberin linkini paylaşmasına rağmen mahkeme, twitin silinmesi yönünde karar aldı.

DÖNMEZ, DÜN SAVCILIĞA İFADE VERDİ

Bu arada “Yüzde On” isimli kitabın yazarı Ahmet Dönmez, Binali Yıldırım’ın açtığı ceza davası ve toplatma talebi çerçevesinde dün savcılığa ifade verdi. Avukatı Adnan Şeker’le birlikte Ankara Cumhuriyet Savcısı Murat Saylam’a talimatla ifade veren Dönmez, yeni şikayet konularıyla karşılaştı. Yıldırım, avukatı aracılığıyla Zaman’da çıkan “Sen misin o kitabı yazan” başlıklı haber için de ayrıca şikayette bulundu. Haberin, medya üzerinden yargıyı baskı altına alma amacı taşıdığını öne süren Yıldırım, bunun için de ayrıca cezalandırma istedi. Dönmez, yeni şikayetler üzerine 10 günlük ek savunma süresi talep etti. Yıldırım’ın adı, 25 Aralık fezlekesinde Sabah-ATV havuzunun kurulması iddialarında geçiyordu. Ayrıca oğlu Erkan Yıldırım’ın 12 yıl önce aldığı gemiyle ilgili haberler de kitabın konusuydu. Bir diğer önemli iddia da bir Siemens yetkilisinin Münih Savcılığı’na verdiği ifadede “Türkiye’de komünikasyon bakanına rüşvet verdik” şeklindeki itirafıydı. Medyada, bu ismin Binali Yıldırım olduğu öne sürülmüştü. Bu iddiaları derleyen kitap, 17-25 Aralık’ta ortaya çıkan havuz sisteminin 20 yıllık geçmişi anlatıyor. 17 Mart 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/politika_proje-mahkeme-kitap-oven-tweeti-de-yasakladi_2283791.html

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

‘Kitabımızdaki bilgiler yüzdeyüz doğru, her satırın arkasındayız’

Gazeteci arkadaşım Ufuk Köroğlu ile birlikte kaleme aldığımız ’17 Aralık-Sıfır Noktası’ isimli kitap, beklediğimiz gibi büyük yankı uyandırdı. Özellikle yolsuzluk operasyonunun yapıldığı 17 Aralık sabahı, İstanbul ve Ankara’da neler yaşandığını dakika dakika anlattığımız bölümlerin gürültü koparması normal. Fakat dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Star gazetesine konuşarak kendisine atfedilen diyalogları yalanladı. Aslında o sabah yaşananlarla ilgili verdiğimiz bilgileri doğrulayıp, sadece dönemin Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ve Organize Şube Müdürü Nazmi Ardıç’la aralarında geçen diyaloğun gerçeği yansıtmadığını öne sürdü. Biz gazetecileri de ”Kitap satmak için üfürüp üfürüp yazmışlar. Hukuki olarak hakkımı arayacağım” sözleriyle itham etti. Lafı hiç dolandırmadan şunu açıkça ilan etmek isteriz ki, yazdıklarımızın her harfinin arkasındayız. Paylaştığımız bilgilerin doğru olduğundan şüphemiz yok. Bu noktadan sonra en büyük arzumuz da Sayın Çapkın’ın dediğini yapıp yargıya müracaat etmesidir. Çünkü birbirine zıt iki farklı açıklama varsa doğruya hükmedecek olan mahkemelerdir. Biz iki gazeteci olarak mahkeme önünde veremeyeceğimiz bir hesap olmadığını ifade etmek isteriz. Özellikle de böyle bir yüzleşmenin de gerçeklerin ortaya çıkması açısından gerekli olduğuna inanıyoruz.

Kitabımızda, Hüseyin Çapkın‘ın o sabah kendisine bilgi veren Saygılı ve Ardıç’ı dinledikten sonra rahatlayıp piposunu yaktığını ve şunları söylediğini yazmıştık: “İşte şimdi bunu hazmettim. Bu iş doğru bir iş mi, evet doğru bir iş. Çok büyük bir iş! Ergenekon’dan daha büyük bir iş. Bu zamana kadar yanlış bir işinizi görmedim. Ne yapalım, sizi görevden alacaklar, arkasından beni de alacaklar. Olsun, bizim için de şerefli bir son olur.”

Çapkın’la ilgili bir diğer iddia da o sabah kendisini arayan dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’e söylediği öne sürülen sözlerdi. Buna göre Çapkın, Güler’e “Sayın Bakanım, Organize Şube Müdürü Nazmi ile Mali Şube Müdürü Yakub yanımda. Bana bilgi verdiler. Bu operasyon şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu. Dört bakan var. Biri de sizsiniz. Üç bakanın çocuğu gözaltında. Biri de sizin oğlunuz Barış. Deliller çok sağlam.” demişti.

İşte Hüseyin Çapkın, dün bu diyalogları yalanlamayı tercih etti.

Halbuki o sabah iki şube müdürüne, “Ergenekon sürecinin iki delisi Ali Fuat Yılmazer ile Zekeriya Öz’dü. Bu sürecin iki delisi de sizsiniz. Bu iş, Allah rızası gözetilmeden yapılacak bir iş değil. Haklısınız. Eğer bana operasyonla ilgili bilgi verseydiniz ben bunu üstlerime bildirmek zorunda kalırdım.” diyen kendisiydi. Kimlerin ‘şerefli bir son’ hak ettiğine elbette tarih karar verecek. Biz tarihe not düşmeye çalışan, muktedirlerin üzerini örtmeye çalıştığı gizli hakikatleri en doğru bir şekilde nakletmek için gayret eden gazeteciler olarak sadece dik durmakla mükellefiz. Güç karşısında eğilip bükülmeden gerçeğe sadakat göstermek zorundayız. Bunun için de yazdığımız kitabın her satırına sahip çıkıyor, sığ ‘havuz’larda yelkenlerini ‘üfüre üfüre’ doldurmaya çalışanlardan olmadığımızın da bilinmesini istiyoruz. 11 Mart 2015

Yazının linki: http://www.zaman.com.tr/politika_kitabimizdaki-bilgiler-yuzdeyuz-dogru-her-satirin-arkasindayiz_2282582.htmlx

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

Çapkın, 17 Aralık sabahı Bakan Güler’e böyle demiş: “Deliller çok sağlam, siz de şüphelisiniz”

Gazeteci Ahmet Dönmez ve Ufuk Köroğlu tarafından kaleme alınan “17 Aralık-sıfır noktası” isimli kitapta bugüne kadar hiç konuşmayan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın operasyona nasıl tepki verdiği yazıldı. Kitaba göre operasyon sabahı ekipler baskın noktalarına hareket ederken Organize suçlarla Mücadele Şube Müdürü nazmi Ardıç ile Mali suçlarla Mücadele Şube Müdürü yakub saygılı da Hüseyin Çapkın’ın ikamet ettiği Beylerbeyi’ndeki polisevi’ne gitti.

GÜLER’İN SESİ TİTREDİ

Operasyon sabahı İçişleri Bakanı Muammer Güler’in panik halinde Hüseyin Çapkın’ı araması da kitapta şu şekilde anlatıldı: “Çapkın, saygılı ve Ardıç ile konuşurken bakan Güler’den telefon aldı. Operasyon hakkında bilgi almak isteyen Güler’e Çapkın su sözlerle cevap verdi: ‘sayın Bakanım, Organize Şube Müdürü nazmi ile Mali Şube Müdürü yakub yanımda. Bana bilgi verdiler. Bu operasyon şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu. Dört bakan var. Biri de sizsiniz. Üç bakanın çocuğu gözaltında. Biri de sizin oğlunuz Barış. Bazı iş adamları var…’

Güler şok eden konuşmanın ardından sesi titreyerek Çapkın’dan zekeriya Öz’ün telefon numarasını istedi. nazmi Ardıç, savcı Öz’ün numarasını söyledi. Muammer Güler panik halde telefonu kapattı.”

O İSTİFANIN PERDE ARKASI

Kitapta dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, “ne yaptımsa Başbakan’ın talimatıyla yaptım, onun da istifa etmesi gerekir” çıkışının perde arkası da yer aldı. Dönemin başbakanı Erdoğan’ın, 25 Aralık’taki kabine revizyonu öncesi 4 bakanla görüşerek istifa dilekçelerini ve deklarasyon hazırlamalarını istemesinin ardından Bayraktar İstanbul’a gitti.

Ertesi gün karayolu ile Ankara’ya dönerken danışmanı hazırlanan deklarasyonu Bayraktar’a iletti. Önce yayınlayın diyen Bayraktar sonra fikir değiştirip yayınlanmaması talimatı verdi. Ankara’da etrafının hemen sarılacağını bildiği için Dörtdivan mevkiinde arabayı sağa çekti. Telefonu çevirip nTV televizyonuna bağlandı. Televizyon yöneticileri Erdoğan’ı zora sokacak böyle bir çıkış yapacağını bilmedikleri için kendisini hemen canlı yayına aldı. Türkiye, istifa açıklamasına kilitlenmişti. Bayraktar, ‘Ben müsaadenizle basın açıklaması şeklinde çok kısa ifadelerde bulunmak istiyorum’” diye söze girdi. Ardından aylarca konuşulacak o sözleri sarfetti.

Rahatlayıp piposunu yaktı ve…

Hüseyin Çapkın endişeli bir yüz ifadesi ve pijama ile dışarı fırlayıp kendisine bilgi vermeye gelen saygılı ve Ardıç’’ın yanına geldi. Bilgi aldıktan sonra da piposunu yakıp şu sözleri söyledi: “İşte şimdi bunu hazmettim. Bu iş doğru bir iş mi, evet doğru bir iş. Çok büyük bir iş! Ergenekon’dan daha büyük bir iş. Bu zamana kadar yanlış bir işinizi görmedim. ne yapalım, sizi görevden alacaklar, arkasından beni de alacaklar. Olsun, bizim için de şerefli bir son olur.”

AKP’de 17 Aralık: Hiç şaşırmadık

Operasyon sabahı polis şüpheli isimleri gözaltına alırken AKp Genel Başkan yardımcısı Ahmet Edip Uğur’un tepkisi “Hiç şaşırmadım. Bunlar zaten kulağıma geliyordu.” şeklinde oldu. Kitapta dönemin Bilim sanayi ve Teknoloji Bakanı nihat Ergün’ün 4 bakanı kastederek, “Ben bu adamlarla aynı kabinede bulunmam. ya onlar gidecek ya da ben.” dediği iddia edildi. Ergün, operasyondan sonraki kabine revizyonunda sürpriz bir şekilde görevinden alınmıştı. MİLLET, 7 Mart 2015

Haberin linki: http://gundem.millet.com.tr/deliller-cok-saglam-siz-de-suphelisiniz-haberi/1268047

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

Çapkın’dan 17 Aralık yorumu: Görevden alacaklar ama şerefli bir son olur

Türkiye’yi sarsan 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu sabahında yaşananların perde arkası, ilk kez gazeteci Ahmet Dönmez ve Ufuk Köroğlu’nun kaleme aldığı ’17 Aralık-Sıfır Noktası’ isimli kitapta yer aldı. Operasyon sonrasında hiç konuşmayan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın operasyona nasıl tepki verdiği de ortaya çıkmış oldu. Kitaba göre operasyon sabahı ekipler baskın noktalarına hareket ederken dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı da Hüseyin Çapkın’ın ikamet ettiği Beylerbeyi’ndeki polisevine gitti.

‘ERGENEKON’DAN DAHA BÜYÜK İŞ’

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın endişeli bir yüz ifadesi ve  pijama ile dışarı fırlayıp Saygılı ve Ardıç’tan bilgi istedi. Çapkın, operasyon hakkında brfing aldıktan sonra piposunu yakıp şu sözleri söyledi: “İşte şimdi bunu hazmettim. Bu iş doğru bir iş mi, evet doğru bir iş. Çok büyük bir iş! Ergenekon’dan daha büyük bir iş. Fakat Türkiye bunu kaldırır mı kaldıramaz mı bilmiyorum. Ben sizi tanıyorum. Bu zamana kadar yanlış bir işinizi görmedim. Bu iş Allah rızası gözetilmeden yapılamaz. Ne yapalım, sizi görevden alacaklar, arkasından beni de alacaklar. Olsun, bizim için de şerefli bir son olur.”

‘AYNI KABİNEDE BULUNMAM’

Operasyon sabahı, polis şüphelileri gözaltına alırken AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur’un tepkisi “Hiç şaşırmadım. Bunlar zaten kulağıma geliyordu” şeklinde oldu. Kitapta dönemin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün 4 bakanı kastederek, “Ben bu adamlarla aynı kabinede bulunmam. Ya onlar gidecek ya da ben” dediği de iddia edildi. Ergün, operasyondan sonra bakanlıktan alınmıştı.

‘4 BAKAN ŞÜPHELi, BiRi DE SİZSİNİZ BAKANIM’

Operasyon sabahı İçişleri Bakanı Muammer Güler’in panik halinde Hüseyin Çapkın’ı araması da kitapta şu şekilde anlatıldı: “Çapkın, Saygılı ve Ardıç ile konuşurken Bakan Güler’den telefon geldi. Operasyon hakkında bilgi almak isteyen Güler’e Çapkın, “Sayın Bakanım, Organize Müdürü Nazmi ile Mali Şube Müdürü Yakub yanımda, bana bilgi verdiler. Bu şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu. Dört bakan var. Biri de sizsiniz. Üç bakanın çocuğu gözaltında. Biri de sizin oğlunuz Barış.” Muammer Güler’in o anki ruh hali de kitapta şu ifadelerle anlatıldı: “Bakan’ın sesi endişeden hâlâ titriyordu. Operasyondan sorumlu olan koordinatör başsavcı vekili Zekeriya Öz’ün telefon numarasını istedi. Onunla da görüşmek istiyordu. Nazmi Ardıç, Öz’ün numarasını söyledi. Güler panik halde telefonu kapattı.” BUGÜN, 7 Mart 2015

Haberin linki: http://www.bugun.com.tr/gundem/hepimizi-alacaklar-ama–haberi/1525959

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

“Bakanım oğlunuz gözaltında, deliller çok sağlam”

AKP hükümetini sarsan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ilk saatlerine ilişkin yeni bilgi ve anlatımların bulunduğu bir kitap yayımlandı. Kitaba göre, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, operasyon ile ilgili bilgi almak için aradığı İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’dan “Şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu. 4 bakan var biri de sizsiniz. 3 bakanın çocuğu gözaltında. Biri de sizin oğlunuz. Deliller çok sağlam” yanıtını alıyor.

Gazeteci Ahmet Dönmez ve Ufuk Köroğlu tarafından yazılan “17 Aralık – Sıfır Noktası” adlı operasyona ilişkin yeni iddia ve anlatımlar içeren kitap yayımlandı. Kitapta anlatılan 17 Aralık’taki bugüne kadar bilinmeyen diyaloglar şöyle:

Doğru bir iş: Kitapta operasyonla ilgili bugüne kadar hiç konuşmayan İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın’ın Beylerbeyi Polis Evi’ndeki ikametinde polis şeflerinden operasyon ile ilgili bilgi aldığı anlatılıyor. Çapkın’ın bembeyaz bir yüzle, pijama ile yanlarına geldiği Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç ve Mali Suçlarla Şube Müdürü Yakub Saygılı’dan bilgi aldıktan sonra “piposunu yakarak”, “İşte şimdi bunu hazmettim” dediği belirtiliyor. Kitaba göre ardından da Çapkın, “Bu iş doğru bir iş mi, evet doğru bir iş. Çok büyük bir iş! Ergenekon’dan daha büyük bir iş. Fakat Türkiye bunu kaldırır mı kaldıramaz mı bilmiyorum. Ben sizi tanıyorum. Bu zamana kadar yanlış bir işinizi görmedim. Bu iş Allah rızası gözetilmeden yapılamaz. Ne yapalım, sizi görevden alacaklar, arkasından beni de alacaklar. Olsun, bizim için de şerefli bir son olur” dediği aktarılıyor.

‘Bakanın sesi titriyordu’

Güler polislerin yanında aradı: Kitaba göre, İçişleri Bakanı Muammer Güler, polis şefleri yanındayken Çapkın’ı telefonla arıyor. Kitapta, bu telefon görüşmesinde Çapkın’ın Güler’e, “Sayın Bakanım, Organize Şube Müdürü Nazmi ile Mali Şube Müdürü Yakub yanımda. Bana bilgi verdiler. Bu operasyon şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu. Dört bakan var. Biri de sizsiniz. Üç bakanın çocuğu gözaltında. Biri de sizin oğlunuz Barış. Bazı işadamları var…” diye bilgi verdiği yazılıyor.

Zekeriya Öz’ün telefonunu istedi: Kitapta bu telefon görüşmesine ilişkin, “Bakanın sesi hâlâ endişeden titriyordu. Operasyondan sorumlu olan koordinatör Başsavcıvekili Zekeriya Öz’ün cep telefonunu istedi. Onunla da görüşmek istiyordu. Nazmi Ardıç, savcı Öz’ün numarasını söyledi. Muammer Güler panik halde telefonu kapattı” anlatımları yer alıyor.

Bakanlar nasıl istifa ettirildi: Kitapta, Erdoğan Bayraktar’ın “Ne yaptımsa Başbakan’ın talimatı ile yaptım, onun da istifa etmesi gerekir” açıklamasının arka planına ilişkin anlatımlar dikkat çekiyor. Erdoğan’ın, 4 bakandan istifa dilekçelerini hazırlamalarını istemesinin ardından yaşanan sürece ilişkin de şu ifadelere yer veriliyor:

“Bazı bakanlar buna zaten ilk günden hazırdı. Hatta Erdoğan, 17 Aralık sabahı istifa taleplerini, ‘zaaf görüntüsü’ vermemek için reddetmişti. O gece asıl sıkıntı oluşturan talep, deklarasyon metni idi. Yani istifa edecek bakanlar aynı zamanda Başbakan Erdoğan’ı rahatlatacak bir deklarasyon yayımlayacaktı. Erdoğan Bayraktar, bu durumdan rahatsız oldu ama orada bunu dile getirmedi.”

‘Başbakan bizi sattı’

‘Başbakan bizi sattı’: Kitapta, Bayraktar’ın, “Arenadaki aslanların önüne yem olarak atıldıkları” hissine kapıldığı belirtilerek, “Oysa her ne yaptıysa, Erdoğan’ın talimatı ile olduğunu düşünüyordu. Görüşme bittikten sonra ekibine, ‘Başbakan bizi sattı’ dedi, sinirle. Muammer Güler ve Zafer Çağlayan’la birlikte kendisinin görevden alınacağını söyledi. ‘Egemen Bağış?’ sorusu üzerine de Başbakan’ın Bağış’ı görevden almak istemeyeceğini ima eden bir el hareketi yaptı” deniliyor.

‘Hiç şaşırmadık’ diyen AKP’liler: Kitapta, dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur’un, operasyonu haber aldığında ilk tepkisinin “Hiç şaşırmadım, bunlar zaten kulağıma geliyordu” dediği iddia ediliyor.

Bakanı Nihat Ergün’ün kabine dışı kalmasının da yolsuzluklara karşı tepkisinden kaynaklandığı, 4 bakanı kastederek, “Ben bu adamlarla aynı kabinede bulunmam. Ya onlar gidecek ya ben” dediği iddia ediliyor. Kitapta TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in de “Deliller çok sağlam. Arkadaşlar buradan yırtamazlar” uyarısında bulunduğu öne sürülüyor.

İLK KİTABI TOPLATILMAK İSTENMİŞTİ

Kitabın yazarı Ahmet Dönmez’in daha önceki “Yüzde 10 – Adil Düzenden Havuz Düzenine” kitabı için, geçen günlerde, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve AKP İzmir Milletvekili Binali Yıldırım tarafından toplatılması istemiyle mahkemeye başvuruda bulunulmuştu. CUMHURİYET, 7 Mart 2015

Haberin linki: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/228205/Bakanim_oglunuz_gozaltinda.html

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

AKP’de 17 Aralık itirafları: Hiç şaşırmadık, deliller çok sağlam, buradan yırtamazlar

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun, AKP içerisinde nasıl yankılandığına dair çarpıcı bilgiler ortaya çıkıyor. Her ne kadar operasyonun ardından ‘darbe girişimi’ tezi işlense de gerçeklerin öyle olmadığı anlaşılıyor. Zaman Gazetesi Başbakanlık muhabiri Ahmet Dönmez ve Millet Gazetesi internet genel yayın yönetmeni Ufuk Köroğlu’nun yeni kitabı, ‘17 Aralık-Sıfır Noktası’nda bu yönde çarpıcı iddialar var. Kitaptaki bilgiler, kapalı kapılar arkasında farklı, kamuoyu önünde farklı konuşulduğunu gösteriyor. 17 Aralık sabahı, operasyon haberi ilk duyulduğunda dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur’un tepkisi “Hiç şaşırmadım. Bunlar zaten kulağıma geliyordu.” şeklinde olmuş. TBMM Başkanı Cemil Çiçek de, fezlekeleri inceledikten sonra partinin hukukçu isimlerine, “Deliller çok sağlam, arkadaşlar buradan yırtamazlar.” ikazını yapmış. Dönemin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün sürpriz bir şekilde kabine dışında kalmasının altında da yolsuzluklara gösterdiği tepkinin bulunduğu öne sürülüyor. Kitapta Ergün’ün 4 bakanı kastederek, “Ben bu adamlarla aynı kabinede bulunmam. Ya onlar gidecek ya da ben.” dediği iddia ediliyor. Sonuçta giden Ergün olmuş ve giderken de “Servet, şehvet ve şöhret arzusu insanları yoldan çıkarır. Allah’a şükür parayla pulla işimiz olmadı. Bu konularda gönlümüz rahat.” demişti.

Kamuoyuna ilk kez yansıyan bilgiler arasında, yolsuzlukla suçlanan dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, “Ne yaptımsa Başbakan’ın talimatıyla yaptım, onun da istifa etmesi gerekir.” çıkışının perde arkası da bulunuyor. Dönemin başbakanı Erdoğan’ın, 25 Aralık’taki kabine revizyonu öncesi 4 bakanla görüşerek istifa dilekçelerini hazırlamalarını istemesinin ardından yaşananlar şöyle aktarılıyor: “Bazı bakanlar buna zaten ilk günden hazırdı. Hatta Erdoğan, 17 Aralık sabahı istifa taleplerini, ‘zaaf görüntüsü’ vermemek için reddetmişti. O gece asıl sıkıntı oluşturan talep, deklarasyon metni idi. Yani, istifa edecek bakanlar aynı zamanda Başbakan Erdoğan’ı rahatlatacak bir deklarasyon yayınlayacaktı. Erdoğan Bayraktar, bu durumdan rahatsız oldu ama orada bunu dile getirmedi. Kendilerinin arenadaki aslanların önüne yem olarak atıldıkları hissine kapılmıştı. Oysa her ne yaptıysa, Erdoğan’ın talimatı ile olduğunu düşünüyordu. Görüşme bittikten sonra ekibine, ‘Başbakan bizi sattı’ dedi sinirle. Muammer Güler ve Zafer Çağlayan’la birlikte kendisinin görevden alınacağını söyledi. ‘Egemen Bağış?’ sorusu üzerine de Başbakan’ın Bağış’ı görevden almak istemeyeceğini ima eden bir el hareketi yaptı.”

SAYGILI, OPERASYONDAN BİR GÜN ÖNCE EŞYALARINI TOPLAMIŞ

Kitapta, operasyonun bir gün öncesi ve 17 Aralık sabahı İstanbul Emniyeti’nde neler yaşandığı da dakika dakika aktarılıyor. Buna göre dönemin Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ve ekibi, 16 Aralık günü eşyalarını toplayıp odalarını boşaltmışlar. Saygılı’nın, ekibiyle son bir toplantı yaptıktan sonra “Şuna hazır olalım arkadaşlar; 24 saat içinde, hatta ve hatta operasyon başladığı anda görevden alınma ihtimalimiz çok yüksek. Dileyen eşyalarını toplasın. Birkaç gün içinde Emniyet’in şalterini indirirler. 3 ay içinde de cezaevine gireriz. ” dediği öne sürülüyor. Ardından da Saygılı’nın kendi odasını boşalttığı bilgisi veriliyor.

ÇAPKIN’DAN GÜLER’E: “ŞÜPHELİLERDEN BİRİ DE SİZSİNİZ”

Çapkın, Saygılı ve Ardıç’tan operasyonla ilgili bilgileri alırken o anda dönemin içişleri bakanı Muammer Güler’den telefon alır. Aralarında şu diyalog geçer: “Emniyet Müdürü telefonu açıp, ‘Sayın Bakanım, Organize Şube Müdürü Nazmi ile Mali Şube Müdürü Yakub yanımda. Bana bilgi verdiler. Bu operasyon şimdiye kadarki en geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu. Dört bakan var. Biri de sizsiniz. Üç bakanın çocuğu gözaltında. Biri de sizin oğlunuz Barış.”

ÇAPKIN: HEPİMİZİ GÖREVDEN ALACAKLAR, OLSUN; BİZİM İÇİN DE ŞEREFLİ BİR SON OLUR

Özellikle, bugüne kadar hiç konuşmayan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın o sabahki tavrı da operasyonun bir darbe girişimi mi yoksa bir yolsuzluk operasyonu mu olduğu konusunda fikir veriyor. Çapkın, o sabah operasyonu öğrenir öğrenmez bembeyaz bir yüzle kendisini yatak odasından dışarı atar. Telaştan ikamet ettiği Beylerbeyi Polis Evi’ne kendisine sunum yapmaları için gelen dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın karşısına pijama ile çıkar. Dosya hakkında bilgi sahibi olduktan sonra piposunu yakar ve şu tarihi yorumu yapar: “İşte şimdi bunu hazmettim. Bu iş doğru bir iş mi, evet doğru bir iş. Çok büyük bir iş! Ergenekon’dan daha büyük bir iş. Fakat Türkiye bunu kaldırır mı kaldıramaz mı bilmiyorum. Ben sizi tanıyorum. Bu zamana kadar yanlış bir işinizi görmedim. Bu iş Allah rızası gözetilmeden yapılamaz. Ne yapalım, sizi görevden alacaklar, arkasından beni de alacaklar. Olsun, bizim için de şerefli bir son olur.” ZAMAN, 7 Mart 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/politika_bizi-gorevden-alacaklar-olsun-bizim-icin-serefli-bir-son-olur_2281890.html

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

(HABER ANALİZ) Dün ’28 Şubat mağduru’ dedikleri Hizmet’e bugün iftira atıyorlar

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra Hizmet Hareketi’ne karşı karalama kampanyası yürüten hükümet medyasının son malzemesi 28 Şubat oldu. Hizmet’in 28 Şubat’a destek verdiği ve postmodern darbeden yararlandığı yalanı üzerine yazı dizileri bile hazırlanıyor. Halbuki başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere partinin ileri gelenlerinin daha dün söyledikleri, yazıp çizdikleri ortada. Bugün her vesile ile tekrarlanan büyük yalanlar sebebiyle unutulan bu sözler, devletin resmi arşivlerinde duruyor.

Dönemin başbakanı Erdoğan, Kasım 2012’de TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na gönderdiği mektupta, isim vermeden Hizmet’i ‘28 Şubat’ın mağduru’ olarak nitelemişti. “Bu süreçte (28 Şubat) mağdur edilen kesimlerin, müdahaleci anlayışın işbirlikçisi veya destekçisi gibi takdim edilmesi son derece insafsız ve gerçek dışı bir değerlendirme olacaktır.” demişti. Bu cümleler, mektubun ‘Gülen Cemaatini ve AK Parti’yi Bitirme Planı’ ile ilgili bölümünde zikredildiği için medya tarafından, ‘Hizmet Hareketi’ni kastettiği şeklinde yorumlanmıştı. Örneğin Milliyet, söz konusu cümleleri Fethullah Gülen Hocaefendi’nin fotoğrafı eşliğinde ve ‘Sürecin mağduru oldular’ ara başlığı ile kullandı. Radikal haberi, ‘Gülen de mağdur’ ara başlığı ile verdi.

Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu, 28 Şubat mağduru olduğu gerekçesiyle 19 Kasım 2012’de Erdoğan’ın da görüşlerine başvurmuştu. Komisyon, Erdoğan’a 50 soru yöneltmişti. Bu sorulardan biri de cemaatin 28 Şubat’a destek verip vermediğiydi. Erdoğan, 26 Kasım 2012’de 29 sayfalık bir mektupla soruları cevapladı. Gülen’le ilgili soruya cevaben yukarıdaki cümlelerin yanı sıra şunları kaydetmişti: “İmkanlarını ve zamanlarını ülkemizin sosyal sorunlarının giderilmesine hasreden, manevi çalışmalar yürüten grup, camia ve kanaat önderlerinin geniş halk

kesimlerini koruma duygusuyla ve sorumluluk hissiyatıyla ortaya koydukları söylemler, kesinlikle postmodern darbe sürecinin bir parçası olarak yaftalanamaz. Nitekim bu kesimler gerek yaşadıkları haksızlıklarla, gerek uğradıkları takibat ve yargılamalarla, bu sürecin mağduru durumuna düşmüşlerdir.”

O dönem Erdoğan’ın başdanışmanı olan Yalçın Akdoğan da (Başbakan Yardımcısı) benzer açıklamalar yapmıştı. Erdoğan’ın komisyona gönderdiği yazıdan bir gün sonra, 27 Kasım 2012 tarihli Star’daki ‘Darbe mağdurlarına ithamlar’ başlıklı yazısında cemaat’e 28 Şubat iftirasının asla tutmayacağını vurgulamıştı. Akdoğan yazısında, öncelikle, “AK Parti 28 Şubat’ın ürünüdür.” şeklindeki yorumlara cevap veriyordu. Çünkü Refah Partili eski bakan Şevket Kazan’ın, “28 Şubat müdahalesi Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü açan bir darbedir.” iddiası da Meclis komisyon raporuna girmişti. Söz konusu iddiaya cevap veren Yalçın Akdoğan, “Kendi partilerinin darbe süreçlerindeki tavırlarını ve duruşlarını eleştiremeyenler, farklı çarpıtmalarla darbelerin mağduru olan kesimleri zan altında bırakmaya veya bugün darbelerle yüzleşen AK Parti’ye yönelik istifhamlar uyandırmaya çalışıyorlar.” savunması yapmıştı. Ardından, “Bu süreçte beni rahatsız eden iki noktayı da vurgulamak istiyorum.” demişti. Bunlardan birincisi, merhum Turgut Özal’ın da ‘darbeci’ olarak yansıtılmasıydı. Yalçın Akdoğan’ı rahatsız eden ikinci husus ise Muhterem Fethullah Gülen’in 28 Şubat’ı desteklediği iddiasıydı. Böyle bir iftiranın asla tutmayacağını vurgulayan Akdoğan, o gün aynen şunları yazmıştı: “Bu tür iddiaların üzerine yakışmayacağı diğer bir isim de Fethullah Gülen’dir. Bir CHP milletvekili, Başbakan Erdoğan’a yönelik sorduğu sorularda AK Parti’nin 28 Şubat ve 27 Nisan olaylarından yararlandığını, Fethullah Gülen’in ise 28 Şubat sürecine destek verdiğini ifade ediyor. 28 Şubat sürecinde Hocaefendi’nin bir kısım konuşmalarını ve Zaman gazetesinin haberlerini örnek göstererek böyle bir yakıştırmada bulunulması insafla bağdaşmadığı gibi, hakikatle de örtüşmez. Sürecin mağduru olan kesimleri ve aktörleri, sürecin işbirlikçisi gibi göstermek tutmayacak bir kara çalmadır. Hakkında davalar açılan, yurtdışına gitmek durumunda bırakılan ve sempatizanları türlü zulümlere uğratılan bir kişiyi darbe destekçisi gibi lanse etmek, alçakça bir hezeyana saplanmaktır. Doğrusu sorumluluk sahibi kişiler şahıslarını değil kendisine gönül veren kitlelerin maslahatını düşünerek hareket ederler. Bu maslahatı, bir taviz olarak görmek de doğru değildir, bir destek olarak görmek de…” 28 Şubat 2015

Haberin linki:http://www.zaman.com.tr/gundem_dun-28-subat-magduru-dedikleri-hizmete-bugun-iftira-atiyorlar_2280629.html

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı