Saray’dan BİMER’e rakip geliyor: CİMER

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sandıktan çıkan mesajın aksine sınırlarını daha da genişletmekte kararlı. Bütün muhalefet partilerinin Anayasal sınırlarına dönmesini koalisyon şartı olarak koymasına rağmen Erdoğan, aksi yönde adımlar atıyor. Saray’ın son icraatı, Başbakanlık’a rakip bir halkla ilişkiler birimi kurmak. Başbakanlık’ın vatandaşlardan gelen ihbar, şikâyet ve talepleri topladığı, çözümler ürettiği halkla ilişkiler birimi Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) gibi bir merkez kuruluyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) adını taşıyacak birim, tıpkı BİMER gibi, bir halkla ilişkiler merkezi gibi hareket edecek. Vatandaşın sorunlarına çare arayacak. Hatta bakanlıklar da bu birimle koordineli çalışacak. Saray’dan antetli kâğıtlarla gelecek talepler, bakanlıklar tarafından çözüme kavuşturulacak ve tekrar Cumhurbaşkanlığı’na çözümle ilgili bilgi verilecek. Daha önce Başbakanlık için inşa edilen binayı Cumhurbaşkanlığı yapan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yetkilerini kullanan, milletvekili aday listelerine müdahil olan, meydanlara inerek seçim mitingi yapan Erdoğan, böylece halkla iletişimi de eline alacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hamleyle, son dönemde bozulan imajını da düzeltmek istediği belirtiliyor. Özellikle Saray’ın sürekli şatafatla, lüks harcamalarla, israfla gündeme gelmesi nedeniyle böyle bir formül üretildiği yönünde bilgiler aktarılıyor. CİMER, Saray’a yüzlerce yeni personel alımının da önünü açacak. ZAMAN, 25 Haziran 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/politika_saraydan-bimere-rakip-geliyor-cimer_2301891.html


http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

(HABER YORUM) Zarrab ‘hayırsever’se Kurtulmuş niye rahatsız oldu?

Önceki gün Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) toplantısında Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Zarrab’a ödül vermesi, koalisyon hesaplarına kilitlenen siyasetin gündemine oturdu. İki bakan da tepkilerden sonra “Zarrab’a ödül vereceğimizden bilgimiz yoktu.” açıklaması yaptı. Kurtulmuş’un tavrı daha netti. Bilgisi olması halinde kesinlikle Zarrab’la aynı kareye girmeyeceğini vurguladı. Peki ama neden? Bu noktada kamuoyunun şu soruların cevabını bilmeye ihtiyacı var: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 24 Aralık 2013 tarihinde Pakistan dönüşü uçakta gazetecilere verdiği röportajda, İranlı işadamı için neden “hayırsever” ifadesini kullandı? Eğer Zarrab gerçekten hayırseverse o zaman Numan Kurtulmuş neden onunla yan yana gelmekten utanıyor? Yok eğer Zarrab makbul bir isim değilse o halde ülkenin Cumhurbaşkanı neden ona kefil oluyor?

Zarrab, hükümetin müdahaleleri sonucu 28 Şubat 2014 tarihinde tahliye edildiğinde, dönemin başbakanı Erdoğan, “Hak yerini buldu.” demişti. Cumhurbaşkanı, bakanların bile beraber fotoğraf vermek istemediği bir kişi hakkında neden böyle bir yorum yaptı?

Numan Kurtulmuş, ödül alacaklar listesinin daha önce kendilerine verilmemesi nedeniyle organizatörlere sitem etti. Şu durumda, bir başbakan yardımcısı olarak kendisini bu denli zor duruma düşürenlerden hesap soracak mı? Ödül alacak isimleri kim belirledi? Bakanlara önceden haber vermek yerine neden oldubittiye getirildi?

Erdoğan kime ne mesaj verdi?

Ankara’da, Zarrab fotoğrafının arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olduğunda hemen herkes hemfikir. Törende kendisi de hazır bulunmuştu. Ondan habersiz olarak böyle bir organizasyona gidilemeyeceği bütün siyasilerin kabulü. O halde Erdoğan nasıl bir oyun kuruyor? Bu fotoğrafı, koalisyon hesaplarından ayrı düşünmek zor. Bütün muhalefet partilerinin AKP ile koalisyon kurmak için ortak şartı, 17-25 Aralık dosyasının yeniden açılması. TÜRGEV iftarına katılarak meydan okuyan Erdoğan, bir hamle de Reza Zarrab ile atmış oldu. Hem muhalefete hem de yolsuzlukların hesabını sormaya hazırlanan Başbakan Ahmet Davutoğlu’na bu şekilde mesaj verdi. Fakat Numan Kurtulmuş’un çıkışı ile birlikte bu kez sorulara cevap vermek zorunda olan isim; Cumhurbaşkanı Erdoğan. Kendi partisinin bile içine sindiremediği şaibeli bir ismi sahiplenmeye devam etmek için nasıl bir gerekçesi olabilir acaba? ZAMAN, 23 Haziran 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/politika_zarrab-hayirseverse-kurtulmus-niye-rahatsiz-oldu_2301505.html


http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

(HABER ANALİZ) İşte AKP’nin 7 Haziran yenilgisinin şifreleri

AKP, 7 Haziran seçimlerindeki başarısızlığın sebeplerini tartışmaya devam ediyor. Daha önce ‘kol kırılır yen içinde kalır’ anlayışıyla susan partililer, artık eleştirilerini yüksek sesle dile getiriyor. Zaman’a konuşan AKP  yetkililerinin anlatımlarına göre milletvekili aday adaylarından para toplayan genel başkan yardımcıları bile var. Kimin hangi kafede, hangi adaydan ne kadar para aldığı bile biliniyor. Teşkilatlardan gelen tepkiler ise şöyle özetlenebilir: “Dava şuurunun kaybolması, menfaatçiliğin ilkelerin önüne geçmesi, kayırmacılık-keyfilik ve rantiyeciliğin bütün vücudu sarması, inancın kaybolması, partinin özünden uzaklaşıp bir çıkar birlikteliğine dönüşmesi.” Seçim sürecinde bütün illeri gezdiğini söyleyen üst düzey bir partili, “Bizim bu teşkilatla yüzde 41 almamız bile mucize. Kimsenin kimseye güveni kalmamış.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski başdanışmanı Hüseyin Besli de Akşam’daki köşesinde, her gün yüzlerce ‘kirli’ eli sıkmamak için sağlık raporu alan ve ayakkabı bağcıklarını başkasına çözdürmeye başlayan milletvekili adayları olduğunu yazdı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen eski başdanışman Hüseyin Besli, Akşam gazetesindeki köşesinde, çözülmeye ipucu sayılabilecek bazı örnekler paylaştı. Halkta ‘kibir ve şımarıklık’ algısı oluşturan o örneklerden biri, her gün yüzlerce ‘kirli’ eli sıkmamak için sağlık raporu alan bir milletvekili adayı. Bütün hüneri bakanlarla aynı kareye girmek olan bir başka aday, ayakkabısının bağcıklarını başkasına çözdürmeye başlamış. Besli, o adayın milletvekili seçildiğini de ekliyor. Parti içerisinde bunun gibi onlarca örnekten bahsediliyor. AKP’li üst düzey isimlerin anlatımlarıyla içeride yaşananlar şöyle sıralanabilir:

Davutoğlu’na ‘gidici’ gözüyle bakılıyor: 7 Haziran’dan sonra gözler Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na çevrildi. Yenilginin en büyük faturası ona kesildi. Partide bir tabanı yok. Herkes “Davutoğlu gidecek” diye konuşuyor. Fakat yerine kimin geleceği ile ilgili net bir öneri bulunmuyor.

Yolsuzluk soruları teşkilatı bezdirdi: Teşkilatlar çalışmadı. Sadece mesaj attılar. Çalışmak da istemiyorlar. Çünkü halktan gelen tepkileri göğüsleyemiyorlar. Özellikle ‘hırsızlık, yolsuzluk’ ithamlarından bıktılar. Bir yılgınlık var. ‘Bu teşkilatla erken seçime gidemeyiz’ tespiti yapılıyor.

Genel Merkez’de yüzler asık: Genel Merkez’de mutlu, mesut oturan bir Allah’ın kulu yok. 3 dönemlikler ve aday yapılmayanlar ciddi bir muhalefet oluşturuyor. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yeniden sahneye çıkması ise baskıyı artırdı. Bazı bakanlar ve genel başkan yardımcıları adeta ‘Yürüyen kibir’ olarak niteleniyor. Davutoğlu gitse bile yerine gelmesi muhtemel isimler olarak zikredilen Numan Kurtulmuş ve Yalçın Akdoğan partide sevilmiyor. Abdullah Gül ise Gezi olayları ile başlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la ters düşmesi nedeniyle eski sempatisini kaybetmiş durumda. Özellikle başdanışmanı Ahmet Sever’in yeni çıkan kitabı ile birlikte bu mesafe daha da büyüdü.

Adaylardan ‘rüşvet alan’ genel başkan yardımcısı kim?

Genel Merkez’in yanında Değirmen diye bir restoran var. Partiye sonradan katılan bir genel başkan yardımcısının, rüşvetleri burada topladığı iddia ediliyor. Partiden bir arkadaşı, “Birçok milletvekili adayından, listeye sokma sözü karşılığında para topladı. Milyonlarca liradan söz ediliyor.” diyor.

Muhafazakâr kitleyi kaybediyoruz: Bir diğer teşkilat yöneticisi, “Bize oy verenlerin yüzde 10-15′i alışkanlıktan oy verdi. Geriye kalanların bir kısmı da aslında AK Parti’ye değil, eskiye dönme korkusuna oy verdi. Gerçek muhafazakar kitleyi kaybetmeye başladık. Cumadan cumaya, bayramdan bayrama namaz kılanların partisi oluyoruz. Partiye kırgın olan muhafazakarlar yeni bir oluşum bulursa bizi terk edebilir.” tespitleri yapıyor.

Gençlik ve kadın kollarında yozlaşma: Teşkilatlarda ahlaki dejenerasyon giderek artıyor. Balıkesir’in bir ilçesinde, partinin eski il yöneticisi ile kadın kolları arasındaki ilişki Genel Merkez yöneticilerinin bile dilinde. “Bitiş gençlik ve kadın kollarındaki bozulmadan olacak.” deniyor.

Partinin tabanı ile tavanı arasında kopuş: Seçim sürecinde 81 ili de gezdiğini belirten bir yönetici, “Teşkilatta, ‘tavan-taban’ ayrımı başlamış. Partinin altı ile üstü arasında kopuş başlamış. Yukarıdakileri ‘burjuva’ olarak görüyorlar. ‘Salon adamları partiyi doldurdu’ diyorlar. Müthiş bir inançsızlık başlamış. Adeta sınıf çatışması gibi… Teşkilatlar çok yorulmuş. Erken seçim olsa AK Parti’de sandığa gitme oranı düşer. Eski 38 il başkanı bir parmak çıtlatmasıyla yeni bir partide görev alabilirler.” gözlemlerini paylaşıyor.

Paralel safsatası kaliteli isimleri küstürdü: Partide liyakatsizlik baş gösterdi. Eski bir genel başkan yardımcısının deyimiyle, ‘Paralel yapıya küfretmek en önemli kriter haline geldi’. Son derece kaliteli isimler, partiye ne kadar emek vermiş olursa olsun ailesindeki Hizmet Hareketi’ne mensup insanlar yüzünden kendini ispat etmek zorunda bırakılıyor.

Genel başkan yardımcıları çekişmesi: Partide Yalçın Akdoğan-Süleyman Soylu, Yalçın Akdoğan-Numan Kurtulmuş, Mustafa Şentop-Süleyman Soylu çekişmesi ayyuka çıkmış durumda. Teşkilat Başkanı Soylu’nun Trabzon’dan, Kurtulmuş’un da Ordu’dan aday gösterilmesinde Yalçın Akdoğan etkisinden söz ediliyor. Bir partili, “Sizce teşkilat başkanı seçimde karargahta mı durmalı yoksa Trabzon’da esnaf gezisi mi yapmalı? Yalçın Akdoğan da Trabzonlu ama Ankara’dan aday oldu. Soylu Trabzon’da seçim gezisi yaparken asistanı Neslihan Duru adeta fiilî teşkilat başkanı gibi çalıştı. Çünkü teşkilatlardan gelen bütün telefonlara, bütün taleplere o bakmak zorunda kaldı, o muhatap oldu.” diye anlatıyor.

Partinin dış ilişkiler başkanlığı adeta pasaport şubeye dönmüş durumda: Özellikle İran ve Suriye’den gelenlere pasaport yetiştirmekle meşguller. Yereldeki ihale yolsuzlukları halkı bıktırdı. İşi vermek ya da hakedişi ödemek için komisyon alanlar, kurumlardan iş alıp yüzde 20-30 fazlası ile başkasına satanlar, adres teslimi ihale yapanlar, ‘Bu iş böyle gidemez. Gitmedi de…’ dedirtiyor.

Adaylar tepeden belirlendi: Temayül yoklamalarında son 16′ya kalan isimlerin en fazla 3 tanesi listelere konuldu. Adaylar tepeden belirlendi. İlleriyle alakası olmayan isimler aday yapıldı. Doğu ve Güneydoğu’nun neredeyse tamamında, bölge halkının tanımadığı, zayıf profil adaylarla çıkıldı.

Bakara-makara gayretullaha dokundu: Genel Merkez’deki yöneticiler, ahbap-çavuş ilişkisi içinde oldukları il ve ilçe yöneticileriyle ilgili şikayetleri sümenaltı ediyor. Bir teşkilat mensubundan  Genel Merkez’e ulaştırılan bir e-postada şu özeleştiriler var: “Partinin tüm kademelerinde ‘ben’ davasına düşüldü. Telefonlarımıza ‘Dombra’yı zil sesi yapıp dava adamı olduğumuzu sanmışız. 2010 referandumundan bu yana büyük bir savrulma ve dönüşüm yaşıyoruz. Devlete karşı bireyi koruyan zihniyet gitti; devletin kutsandığı ve halkı ezdiği bir AA Parti algısı karşımıza çıktı. Toplumun tamamı bîzar. Sağcısı-solcusu, Alevi’si-Sünni’si, Kürt’ü-Türk’ü, iş dünyası-işçisi… Herkes, karşısına çıkan kibir dolu müheykel devlet baskısından endişe duyuyor. ‘Makul şüphe’ herkesin kapısını çalıyor. Adalet tasavvuru erozyona uğradı. Bir de karşımıza iktidar sahiplerinin lüks merakı çıkıverdi. Pahalı lüks araçları satmakla işe başlayacağını söyleyen partimiz; bırakın onları satmayı, yeni araçlar aldı, kiraladı ve hepsinden önemlisi bu israf dolu harcamalara ‘çerez parası’ gözüyle bakmaya başladı. AK Parti, gecekondudan çıkan dertli insanların kurduğu bir siyasi organizasyondu. Halktandı. Şimdiki AK Parti saraylar, yatlar, özel uçaklar, gemi filolarıyla yâd ediliyor… Bir Müslüman’ı utandıracak derecede kibir, umursamazlık, şımarıklık aldı başını gidiyor. AK Partililer herkese tepeden bakmaya başladı, insanların kıskançlık duygularını tahrik ediyor. Sandığa gittim, oyunu kullanan iki yaşlı adamdan biri diğerine şöyle diyordu: ‘Bugün makaracılar için zor gün olacak’… Bakara-makara gayretullaha dokunmuştu, müeyyidesiz kaldı. Nerede yetiştiği belli olmayıp bir anda mantar gibi biten iliştirilmiş gazeteciler ve danışmanlar, her Allah’ın günü AK Parti adına toplumun çeşitli kesimlerine tehditler savuruyor.” ZAMAN, 20 Haziran 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/politika_akp-teskilatinda-7-haziran-itiraflari_2301008.html


http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

Partinin kendi yaptırdığı anket sonucu: AKP’yi kibir ve Erdoğan yıktı

AKP, 7 Haziran yıkımının ardından yoğun bir ‘özeleştiri’ sürecine girdi. Partide herkes, her kademe birbirini suçluyor. Öyle ki neredeyse eleştirilerden nasibini almayan tek bir makam, tek bir kademe kalmadı. Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, yenilginin sebeplerini iyi analiz edebilmek için farklı kamuoyu araştırma şirketlerine çalışma yaptırttı. Sahadan alınan ilk veriler Genel Merkez’e ulaştı. Alınan bilgilere göre AKP’deki düşüşün altındaki en önemli etken, kibir olarak gösteriliyor. Millet, partinin güç zehirlenmesi yaşadığını, kibir ve şımarıklığa kapıldığını, muhafazakar değerlerden uzaklaştığını, israf ve şatafata daldığını düşünüyor. Bir diğer sebep de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AKP genel başkanı gibi il il gezip seçim mitingleri yapması. Aynı araştırma sonuçlarının Saray’a da ulaştığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, muhtemel bir erken seçimde kesinlikle meydanlara inmeme kararı aldığı belirtiliyor.

Davutoğlu, eline ulaşan farklı araştırma sonuçlarından hareketle bir muhasebe yapıyor. Ancak parti içerisinde konuşulanlara göre çok büyük bir açmaz içerisinde. Çünkü, halkın anket sorularına verdiği cevaplar ve teşkilatlardan gelen eleştirilere bakıldığında bütün çıkış yolları Saray’da düğümleniyor. Kibrin en fazla vücut bulduğu şahıs; Cumhurbaşkanı Erdoğan. Lüks, gösteriş ve israfın sembolü de Saray. Başbakan Davutoğlu’nun, geçen hafta boyunca yaptığı parti içi değerlendirmelerde ısrarla, “Yaşantınızı gözden geçirin. Mütevazı bir hayat sürün. Artık şatafatlı, debdebeli yaşam süren arkadaşlar görmek istemiyorum.” dediği öğrenildi.

Fakat bir yandan partiye bu mesajları verirken diğer yandan Saray’daki harcamalar Genel Başkan’ın elini kolunu bağlıyor. Ayrıca teşkilatlardan gelen “Artık yolsuzluk ve hırsızlık sorularına muhatap olmaktan yorulduk.” şeklindeki şikayetlerin kaynağı da Saray. Erdoğan’ın 17 ve 25 Aralık şüphelilerini yargıdan kaçırması, yolsuzlukların üzerini örtmesi, partinin taşımakta güçlük çektiği bir bagaj haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu haliyle partinin sırtında bir yük gibi. AKP’nin kendi muhasebesini yapıp eski misyonuna dönmesinin önündeki en büyük engel.

Bununla birlikte parti içinde Erdoğan’ın dokunulmazlığı da devam ediyor. Kimse bunlardan dolayı Erdoğan’ı doğrudan eleştirmiyor veya eleştirmek istemiyor. Genel Merkez’den bir isim, “Partide Erdoğan aşkı var. Bu aşkta bir azalma yok. Kimse Erdoğan’ın hata yaptığını kabullenmek istemiyor. Bizim için Cumhurbaşkanımız eleştirilmezdir.” sözleriyle bu durumu özetliyor.

AKP’DE GÜL SENARYOLARI

Öte yandan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başdanışmanı Ahmet Sever’in yazdığı kitap, parti içinde büyük gürültü kopardı. Gül’ün “Artık ben de varım.” dediğini herkes kabul ediyor. 3 dönemlikler, listelere giremeyenler ve bir şekilde küskün olanlar Gül’ün partiye dönüşünü istiyor. Bunun da Başbakan Davutoğlu üzerinde büyük bir baskı oluşturduğu ifade ediliyor. Eylül sonu veya ekim başında partinin olağan genel kongresi var. Muhtemel bir erken seçim ise kasım ayında yapılacak. Bir koalisyon formülü üretilememesi halinde partinin yine Davutoğlu ile seçime gireceği, ancak Abdullah Gül’ün de milletvekili adayı olacağı kaydediliyor. Bir seçim yenilgisi daha alınması halinde artık Davutoğlu’nun genel başkanlık koltuğunda oturamayacağı ve bir olağanüstü kongre ile Gül’ün tekrar partinin başına geçeceği yönünde tahminler yapılıyor.

Bu gelişmeler üzerine Erdoğan’a yakın isimler Gül’e savaş açtı. İstanbul Milletvekili Metin Külünk, eski Cumhurbaşkanı’na “Tarafını seç” diye seslendi. Erdoğan’a ‘aşkını ilan eden’ işadamı Ethem Sancak’ın sahibi olduğu Akşam gazetesi, Külünk’ün bu sözlerini manşetten verdi. Yine Akşam grubunda yer alan yandaş gazete Güneş de Abdullah Gül’ü Aydın Doğan’ın kuklası olarak resmetti. Daha önce “Siyasetin içinde olmasını doğru bulmuyorum. Bana göre Sayın Gül dönmemeli.” açıklaması yapan Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar da “Bu kitap, partimizin içine atılmış el bombası gibi.” benzetmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak ise önceki gün “Ne okuduk ne baktık. Bence kıymet-i harbiyesi olmayan bir kitap.” diyerek küçümseyici ifadeler kullandı. ZAMAN, 19 Haziran 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/_partinin-kendi-yaptirdigi-anket-sonucu-akpyi-kibir-ve-erdogan-yikti_2300791.html


http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

Dün ‘fitne’ deyip yalanladığı istifayı şimdi kabul etti

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başdanışmanı Ahmet Sever’in kitabında yer alan Gezi olayları sırasında istifa ettiği yönündeki bilgiyi yalanlayamadı. Önceki gün Bakanlar Kurulu sonrası gazetecilerin bu yöndeki sorusunu geçiştirmek durumunda kaldı. Halbu ki Taraf Gazetesi, bu istifayı 10 gün sonra yazmış ama Arınç, sert bir yazılı açıklama ile iddiaları yalanlamıştı.
Arınç, Gezi olaylarından sonraki ilk Bakanlar Kurulu olan 10 Haziran 2013 tarihli toplantıda dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’la tartışmış ve şifahi olarak istifasını sunarak salonu terketmişti. Taraf, 20 Haziran’da “Arınç’ı istifadan Gül döndürdü” başlıklı bir haberle çıktı. Mehmet Baransu imzalı haberde, “Bakanlar Kurulu’nda Erdoğan’la Arınç arasında Gezi tartışması yaşanmış. Erdoğan, ‘Gezi ile ilgili konuşmalarınızı yanlış buldum’ deyince Arınç, ‘İstifa ediyorum’ diyerek toplantıyı terk etmiş. Devreye Gül girmiş.” deniyordu.
Fakat aynı gün yazılı bir açıklama yapan Arınç, Taraf’ı ‘fitne çıkarmakla’ suçladı. Açıklama şöyleydi: “Taraf Gazetesi’ndeki haber asılsızdır ve üzülerek belirteyim ki iyi niyet ürünü de değildir. Ayrıca bu haber, Gezi Parkı olayları süresince basının bir bölümünde ısrarla gündemde tutulan bir senaryonun da devamıdır. Bakanlar Kurulu’nu terk ettiğim, hem bakanlıktan hem partiden istifa ettiğim, bakan arkadaşlarımın beni ikna etmeye çalıştığı, Sn. Cumhurbaşkanımızın devreye girerek istifadan geri döndürdüğü iddiası tamamen asılsızdır. Sn. Başbakanımızı ‘yalnızlaştırmayı’ ve ‘kötü’ göstermeyi, partimizi parçalamayı amaçlayan bu kirli senaryonun hiçbir tesiri ve anlamı yoktur. Büyük Türkiye hayalimizin önüne geçmek için karşı karşıya kaldığımız tüm oyunları, senaryoları ve düzenleri milletimizin desteği ve Allah’ın yardımıyla tek tek aşıyoruz ve aşmaya devam edeceğiz. Kimsenin bizim kardeşliğimizi, iç huzurumuzu, birlikteliğimizi bozmaya gücü yetmeyecektir.”
Zaman Başbakanlık Muhabiri Ahmet Dönmez’in ‘Yüzde On-Adil Düzenden Havuz Düzenine’ isimli kitabında ise bu yalanlamanın perde arkası anlatılıyordu. Kitapta, haberin yayımlandığı gün Başbakanlık’ta yaşananlar şöyle yansıtılıyordu: “Sabah saatlerinden itibaren Erdoğan’ın danışmanları haberin kaynağını bulmaya çalışıyordu. Bir yandan da Arınç’ın ne cevap vereceğine kilitlenmişlerdi. Onlara ulaşan bilgilere göre üç ayrı metin hazırlanmıştı. Açıklama metinlerinden birini Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü Kemal Öztürk hazırlamıştı. Diğer ikisini de Başbakanlık. Birincisi, haberi sert bir dille ve külliyen yalanlıyordu. İkincisi, iddiayı yalanlamakla beraber daha dengeli bir üslup kullanıyor ve açık kapı bırakıyordu. Üçüncüsü de iddiaların doğruluğunu kabul ediyor ama sorunun aşıldığını ifade ederek Taraf’a ‘fitne’ tepkisi gösteriyordu. Hangi metnin resmi açıklama olarak kamuoyuna duyurulacağı üzerinde saatler süren tartışmalar oldu. Sonuç olarak, birincisinde karar kılındı.” 16 Haziran 2015

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

İşte Gül’ün Arınç’ı istifadan döndürdüğü o akşam yaşananlar

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün o dönemki başdanışmanı Ahmet Sever, ‘Abdullah Gül ile 12 Yıl’ isimli kitabında çarpıcı bir gerçeği ifşa etti. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın, Gezi olayları sırasında istifa ettiğini ama o gece devreye giren Gül’ün, Arınç’ı bu kararından döndürdüğünü yazdı. Bu istifanın perde arkası, Zaman Başbakanlık Muhabiri Ahmet Dönmez’in ‘Yüzde On-Adil Düzenden Havuz Düzenine’ isimli kitabında ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.
Buradaki iddialara göre istifa, 10 Haziran 2013 tarihli Bakanlar Kurulu’nda yaşandı. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan, K. Afrika seyahati sırasında kendisine vekalet eden Bülent Arınç ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Gezi’nin tansiyonunu düşürmeye yönelik açıklamalarından rahatsız olmuştu. Bu nedenle K. Afrika dönüşü ilk Bakanlar Kurulu’nda Arınç’ı fırçaladı. Özellikle kendisi yokken Arınç’ın “Kendimizi hesaba çekiyoruz, özeleştirimizi yaparız. O yurttaşlarımdan özür diliyorum.” şeklindeki açıklamaları Erdoğan’ı çileden çıkarmıştı. Saat 18.45 sularında tartışma alevlendi. Arınç, Erdoğan’ın ses tonunu yükseltmesi üzerine “Sayın Başbakanım biraz sakin” diye araya girmeye çalıştı. Fakat “Ne sakini ya ne sakini, ben ceketimi çıkarmışım savaşa girmişim sen hala…” cevabını aldı. Fakat Erdoğan’ın cümlesi bitmeden Arınç, “Vallahi ben de yaşlandım, bundan sonra fırça yiyecek halim yok” diye ayağa kalktı. Ardından, “Ben bundan sonra yokum. Bırakıyorum.” diyerek kapıya yöneldi. Şifahi olarak istifa etmişti.
Saat 19.00 sularında Bakanlar Kurulu’nun toplandığı salonun kapısı hışımla açıldı. Bülent Arınç, elinde evraklar karmakarışık bir şekilde salondan çıktı ve hemen yan taraftaki odasına girdi. Yüzü kıpkırmızıydı. Arkasından dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile dönemin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün panikle Arınç’ın odasına daldı. Bakanlar Kurulu bitmemişti ama o anda toplantı dağılmış, otomatik olarak sona ermişti. Bir kaç dakika içinde 10′un üzerinde bakan daha Arınç’ın odasına koşturdu. Büyük bir karmaşa yaşanıyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan sinirle binayı terketti. Odada herkes üzgün ve biraz da endişeli bir şekilde Arınç’ı teskin etmeye çalışıyorlardı. Dışarıda gazeteciler 15 dakika sonra basın toplantısı başlayacakmış gibi hazırlık yapıyordu. Fakat Hükümet Sözcüsü, basın toplantısına bile inmeyi düşünmüyordu. Büyük bir skandal patlamak üzereydi. Herkes ne yapacağını şaşırmıştı. Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Bülent Arınç’ın Özel Kalem’i Kadir Dönmez’i arayarak durumu öğrenmeye çalışıyordu. Aslında Erdoğan, Arınç’ın basın toplantısı yapıp yapmayacağını merak ediyordu. O da panik olmuştu ama doğrudan kendisine soramıyordu. İkna çabaları tam 1 saat sürdü. Arınç, 1 saat sonra gönülsüzce de olsa kameraların karşısına geçip açıklama yaptı.
Olayların şokunu atlatamayan 15 civarında bakan, hâlâ yukarıda Arınç’ın toplantıyı bitirip dönmesini bekliyordu. Başbakan Yardımcısı, toplantının ardından tekrar odasına çıktı ama içerideki bakanlarla hiç bir şey konuşmadan eşyalarını alıp çıktı. İşte dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o gece devreye girdi. Ahmet Sever’in kitabındaki bilgilere göre 3 bakan; Ahmet Davutoğlu, Taner Yıldız ve Ömer Çelik, Gül’den arabuculuculuk yapmasını rica etti. Bunun üzerine Arınç’ı telefonla arayan Abdullah Gül, istifa kararından vazgeçirdi. 15 Haziran 2015

http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı

AKP’nin bütün illerde oyu düştü, en büyük kayıp Doğu ve Güneydoğu’da

7 Haziran milletvekili genel seçimlerinde AKP, oylarının yaklaşık 10 puan gerilemesi kadar bir başka acı tabloyla daha karşılaştı. 81 ilin tamamında oyları düştü. Milletvekili sayısında ‘sıfır’ çektiği illerin sayısı ikiye katlandı. 2011 seçimlerinde 3 ilden hiç milletvekili çıkaramamıştı. Bunlar; Hakkâri, Iğdır ve Tunceli’ydi. 7 Haziran’da bu 3 ilden yine sandalye kazanamadı. Bunlara ilaveten Ağrı, Şırnak ve Muş’tan da eli boş döndü. İktidar partisi, 29 ilde milletvekili sayısını korurken 45 ilde vekil sayısını düşürdü. Sadece 1 ilde; Erzincan’da ise oy oranı yüzde 57,3’ten 49,5’e düşmesine rağmen 1 olan milletvekili sayısını 2’ye çıkardı.

AKP’nin 2011 seçimlerinde yüzde 60’ın üzerinde aldığı il sayısı 24’tü. Yüzde 58 ve 59 gibi sınırdaki illerle sayı 30’u geçiyordu. Ancak bu seçimde sadece 2 ilde yüzde 60’ı geçebildi. Bunlardan birinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize, birinin de Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun memleketi Konya olması dikkat çekti. Rize’de yüzde 66,7, Konya’da yüzde 65,3 oranında oy aldı.

AKP’nin milletvekili sayıları çoğunluklar 1 düşerken, Şanlıurfa, Diyarbakır, Van ve Ağrı’da adeta çakıldı. Güneydoğu’daki kalesi olan Ş. Urfa’da 5 sandalye birden kaybetti. 11 milletvekilinden 6’ya düştü. Diyarbakır’da 5 vekilden 1’e, Van’da 4’ten 1’e, Ağrı’da da 3’ten 0’a geriledi. Gaziantep’te 3, Bursa, Kayseri ve Ordu’da 2’şer vekil kaybetti.

AKP, en büyük yenilgiyi Doğu ve Güneydoğu’da yaşadı. HDP, en yakın rakibi AKP’yi ezip geçerken iktidar partisi 2011’de birinci çıktığı bazı illeri kaybetti. Kürt oylarının hakim olduğu bu iki bölgede 14 ilde HDP birinci parti çıktı. Bir önceki genel seçimde bu rakam 7 idi. AKP Doğu Anadolu’da 14 ilden 9’unda, Güneydoğu’da da 9 ilden 5’inde birinci parti idi. Toplamda 14 ilde birinciydi. Bu kez tam tersi oldu. HDP, 14 ili kazandı. AKP ise 7 Haziran’da Doğu Anadolu’da 5, Güneydoğu’da 4 ilde ipi önde göğüsledi. Doğu Anadolu’da Ağrı, Ardahan, Kars ve Bitlis’i kaybetti. Güneydoğu’da da Siirt’i HDP’ye kaptırdı. Ağrı’da, yüzde 47,6’dan 16,3’e geriledi. Ardahan’da 47,6’dan yüzde 23’e düştü. Batman’da yüzde 37’den 18’e geriledi. Koruduğu illerden Bingöl’deki 20 puanlık düşüş dikkatlerden kaçmadı. Bu şehirde yüzde 67’den yüzde 47’ye düştü. Hakkâri’de yüzde 8,7’ye, Diyarbakır’da yüzde 13’e çakıldı. En güçlü olduğu illerden Şanlıurfa’da bile 17 puan geriye gitti. Muhafazakar ve dindar kesim olarak hem Kürt hem Araplardan partiden uzaklaşma ihtiyacı duyulması ve tepki oyları AKP’nin bu bölgedeki kaderini belirledi.

AKP, 2011 seçimlerinde 67 ilde birinci parti olmuştu. Bu sayı 56’ya düştü. 11 ili kaybetti. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün memleketi Kayseri’de yüzde 65’ten 52,4’e gerilemesi dikkatlerden kaçmadı. En sert düşüşlerden biri de Erzurum’da yaşandı. Yüzde 69,2’den 51,9’a geriledi. Bir önceki seçimde yüksek oy aldığı Elazığ’da 15, Kahramanmaraş’ta 18, Kırıkkale’de 12, Kırşehir’de 11, Bursa ve Kütahya’da 10 puanlık düşüşle karşılaştı. ZAMAN, 9 Haziran 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/politika_akpnin-butun-illerde-oyu-dustu-en-buyuk-kayip-dogu-ve-guneydoguda_2299039.html


http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://ahmetdonmez.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png
Devamı